|
ÇADIRDA YAŞAMA KILAVUZU
İnsanlar
bir işi yaparken düşük
ihtimalleri göz önünde
bulundurmazlar. Evlerini
yaparken, büyük dalga, sel,
fırtına, deprem gibi az
yaşanacak tabiat olaylarını
dikkate almazlar. Uzun yıllar
mutlu da yaşarlar evlerinde,
çünkü dikkate almadıkları
sağlamlaştırmalar için para
ödememiş, belki de bu parayla
araba satın alıp rahat
etmişlerdir. Yukarıda
saydıklarımız, yani afetler ise
çok ender olur nasıl olsa.
Pekiyi ya olursa...
İşte Gölcük, İşte Düzce...
Bunları yaşayalı çok olmadı. Ben
buraya yazıyorum, sizler de
göreceksiniz ki, en çok 5 yıl
sonra o bölgelerdeki insanlar,
önce yaptıkları hataları tekrar
yapmaya devam edeceklerdir.
Çünkü çıkar, ölümü bile göz ardı
edebilecek bir hastalıktır.
Bir çok insan şu ya da bu
nedenle çadırda kalmışlardır. Bu
genellikle tatil amaçlı
olmuştur. Kampa giden insanlar
da fırtına, sel, sağanak yağış
ihtimallerini görmezden
gelirler. Manzarası çok güzel
bir yere çadır kurmak onlar için
daha iyidir. Çünkü, nasıl olsa
sel, “Benim burada olduğum zaman
olmaz.” Diye düşünür. Ve en
büyük yanlışı da yapar.
Biz izciler tecrübenin vermiş
olduğu bilgiler ile, tabiatta
yaşanabilecek her türlü olayı
hesap eder ona göre davranırız.
Biz kamp yerimizi de buna göre
titizlikle seçeriz.
Çünkü bir çok hata yaparak
öğrendik neyi yapmamız ve neyi
yapmamamız gerektiğini. Biz
biliriz ki, 6 gün güzel manzara
seyredilebilecek kamp yeri,
yedinci gün insan hayatına mâl
olabilir.
Biz izciler, ihtimalleri şansa
bırakmaz, olacakmış gibi
değerlendiririz. Kamp yerimizi
seçerken de en uygun yeri
ararız, en güzeli değil.
İyi seçilmiş bir kamp yeri,
kampta yaşanabilecek
problemlerin çoğunu daha baştan
ortadan kaldırmak demektir.
İnsanların geçmişteki hayat
tarzlarını anlamak ve bunları
uygulamak zamanımızda da
mümkündür. Söz gelişi elinizde
kap kacak olmadan yemek pişirin
desek, bir müddet düşündükten ve
tecrübeden sonra bunu
yapabilirsiniz, üstelik aynı
eski insanlar gibi. Bazı
bilgilerin ve yeteneklerin
kalıtımsal olarak gelecek
kuşaklara iletildiği bir
gerçektir.
Bu konudan şu noktaya gelmek
istiyoruz. Bizler yakın
tarihimize kadar çadırda
yaşamayı sanat olarak görmüşüz.
Hala aynı eski dönemlerde olduğu
gibi çadır ile yaylalara çıkan
vatandaşlarımız var. Bu çadırlı
zamanlarımızın yakın olması
kalıtımla geçen bilgilerin bize
uzak olmadığını ve bizim bu
hayat tarzına daha kolay uyum
sağlayabileceğimizi gösterir.
Kısa bir tecrübe bunun için
yeterlidir.
Tecrübelerle kazanılmış bilgiler
güzeldir ve kalıcıdır ama bunu
uygulamak için zaman lazımdır.
Bir çoğumuzun böyle bir zamanı
yok bu yüzden biz, sizlere
çadırda yaşama konusunda kendi
tecrübelerimizi aktarmak
istiyoruz.
Çadır Seçimi:
Çadır kalıcı bir yerleşim mekânı
değildir. Bunun bilincinde
olarak çadırımızı seçmeliyiz.
Çadırlar, Çift tenteli, Tek
tenteli olmak üzere başlıca iki
gruba ayrılır.
Tek tenteli çadırların tek
avantajı hafif ve kolay taşınır
olmasıdır. Ayrıca bu çadırlar
uzun süreli kullanım için uygun
değildir. Yağışı içeri kolayca
geçirir ve insanların
nefeslerinin bile çadırda
rutubet yapmasına sebep olurlar.
Çift tenteli çadırlar
diğerlerine nazaran daha geniş
bir kullanım alanına sahiptir.
İki tente arasında kalan boşluk
çadırınızın içini sıcak
havalarda serin soğuk havalarda
sıcak tutar. Ayrıca yağışlarda
daha iyi bir koruma sağlar ve
rutubete mani olur.
Çadırın boyutları da önemlidir.
Çok dikiş ve çok büyük boyutlar,
çadırın çok su geçirmesi ve çok
rüzgar tutup yırtılması ya da
uçması demektir.
Aylarca aynı yerde kalacak çadır
için küçücük boyutlar seçmek,
seyyar kurulacak kamplarda da
devasa boyutlu çadırları kurmak
büyük eziyet olur.
Acil durumlarda değil çadır
seçmek, bulmak bile problem
olabilir. Böyle durumlarda
bulunan ile yetinmek gerekir.
Ama yukarda bahsettiğimiz
konular ışığında her durum için
gerekli malzemeler alınıp bir
kenarda saklanmalıdır.
Bulduğunuz çadır ile yetinmek
zorundaysanız, çadırınız ne
olursa olsun rahat etmek için
yapmanız gereken işler vardır.
Bu işlerin başında çadırınız
için yer seçmek gerekir.
İyi seçilmiş bir çadır yeri,
çadırın dezavantajlarını da
ortadan kaldırabilir.
Çadır Yeri Seçimi:
Afetlerde çadır kuracağınız yeri
seçmek için genellikle fazla
şansınız yoktur. Bunun için
bulduğunuzla yetinmelisiniz ama
bulduklarınız arasında tercih
yapma şansınız olabilir. O zaman
aşağıdaki maddelerden en uygun
olanların bir arada olmasını
tercih etmelisiniz. Başında *
işareti olanlar çok önemli
maddelerdir bu maddeler olmazsa
olmaz unutmayın.
*Çadır ve ya çadır kent
kuracağınız alan içme ve
kullanma suları açısından zengin
olmalıdır.
*Her türlü yardımın kolay
ulaşabilmesi için yollara yakın
olmalıdır.
*Deprem ve rüzgâr esnasında
üstünüze yıkılabilecek, bina,
duvar ve direklerden uzak
olmalıdır.
*Yakacak temin edilebilecek bir
yerde olmalıdır.
*Kamp yeri asla dümdüz
olmamalıdır. Arazi suyun akıp
gitmesine müsaade edecek tarzda
hafif eğimli olmalıdır.
*Yukarıdan sel gelebilecek bir
tepenin eteğinde olmamalıdır.
*Şiddetli rüzgârlara açık bir
alanda olmamalıdır.
Çok kar yağışı alan bölgelerde
rüzgâr almayan noktalar
seçilmemelidir. Böyle yerlerde
rüzgârın getirdiği kar çadırları
tamamen örter.
*Çukur alanlar ve vadi tabanları
seçilmemelidir.
Bir ormanın kenarı çadır kent
için uygun ortamlardan
sayılabilir.
Kamp alanınız ana yollara çok
yakın olmamalıdır.
İlk anda:
Barınak bulamayabilirsiniz. Size
yardım ulaşması 15-20 günü
bulabilir.
Bulabildiğiniz her şeyi barınak
için kullanmalısınız. Deprem
gibi afetlerde elinize geçen her
şeyi kullanın. Naylonlar,
brandalar, battaniyeler,
perdeler, geçici bir barınak
yapmak için ideal malzemelerdir.
Çatı eğimini dik tutarsanız su
geçiren örtülerin bile iyi birer
tente olduğunu görürsünüz.
Çatıyı örttüğünüz gibi
barınağınızın zeminini de
yalıtmalısınız. Bulabilirseniz
branda, bulamazsanız naylonlar
ile topraktan kendinizi yalıtın.
Gazete kâğıtları ve mukavva gibi
malzemeleri de yalıtımda
kullanabilirsiniz. Bu
malzemeleri direk suyla
karşılaştırmayın.
Rutubetlenmemelidirler.
Bina enkazlarında mobilya,
kiremit altındaki tahtalar gibi
bir çok malzemeyi yakacak olarak
kullanabilirsiniz.
YARDIM GELDİKTEN SONRA
Çadırın kurulması:
Çadır kuracağınız alanı mümkün
olduğu kadar otlar, taşlar ve
tümseklerden temizleyip,
düzenleyin.
Önce çadırın tüm malzemelerini
önünüze dökün.
Malzemelerin neler olduğuna
dikkat edin.
Çadırı yere yayın, ancak dikkat
edin kapı tarafı, yöredeki hakim
rüzgarlara bakmasın.
Büyük direkleri çadır yerde
yatarken takın.
Çift tenteli çadırlarda her iki
tenteyi de üst üste getirin.
Direklerin üst kısmına gelecek
ve yağmuru direklerden içeri
geçirmeyecek olan babaları
takın.
Direklerden tutarak çadırı
dikin.
Varsa, kenar direklerini takıp
gerdirin.
Kazıkları yere 45 derecelik
açıyla çakın.
Köşelere denk gelen yerde
kazıkları, çadır köşesinin
çaprazında çakın.
Çadırların iplerini çadıra ve
kazığa takarak gerdirin
Çadırın yere düz sarkan
eteklerini yere tam 90 derece
geldikten sonra hafifçe içe
doğru çekmekte fayda vardır.
Eteklerin yere değen kısımlarını
çadırın içine doğru bükün.
Çadırın tabanında yere
sereceğiniz brandayı bu içe
büktüğünüz kısmın üstüne
çektirin.
Çadırın tabanına sereceğiniz
branda bez değil naylon olmalı
ki, su ve rutubeti içeri
vermesin.
Branda bulunamazsa tabana
naylonlar serilmelidir.
RUTUBET
Çadır içindeki rutubet sağlık
açısından zararlıdır. Uzun süre
böyle bir ortamda kalan sağlıklı
insanlar bile hastalanabilir.
Özellikle astımlı hastaların
bulunmaması gereken ortamlardan
biridir.
Rutubeti hissettiğinizde
sobanızı yakmak, yanıyorsa biraz
daha canlandırmak gerekir.
DİKKAT
Çadırın tavan kısmı ile fazla
uğraşılmamalıdır, dengesi
bozulursa yağışı içeri
geçirebilir.
Kışın çadırda yaşamak dikkat
ister, dışarı sık, sık çıkmamak
için, yapacağınız işleri
plânlayıp birkaç işi bir kerede
yapmaya çalışın.
Havanın güzel olduğu zamanlar
çadırınızı havalandırın.
Sık, sık iplerinizi kontrol
edin, gevşek ipleri gerin.
Her an yağmur yağacakmış ve
fırtına çıkabilecekmiş gibi
hazır bulunun.
Çadırın içinden tenteye değecek
bir malzeme olup olmadığını
kontrol edin.
Çadır tentesi, ipleri, fermuar
ve düğmeleri hassastır çabuk
yıpranır. Bunun için nazik
kullanılmalıdır. Çadıra fermuar
diktirmek çok zor bir iştir.
Çadırı söküp çadırcıya götürmeyi
göze alabilecek misiniz.
Hava çok soğuk ise çadırda
kalanların nöbetleşe olarak,
sobayı devamlı yakması gerekir.
Geceyi, karlı, yağmurlu günleri
düşünerek havanın açık olduğu
zamanlar yakacak toplayın.
Yakacaklarınızı çadırın
kenarında, bir naylonun altında
biriktirin.
Soğuğun çoğunun yerden geldiğini
unutmayın. Altınıza yaydığınız
battaniye sayısı üstünüze
aldığınızdan fazla olmalıdır.
Çadır içi dar bir alandır.
Elbiseler, yatak, yorgan çok
çabuk rutubetlenir ve kokar.
Bunları hava soğuk da olsa her
güneşli havada çıkarıp yayarak
güneşlendirin.
ISITMA
Mecbur kalınmadığı taktirde
çadır içinde ateş
yakılmamalıdır.
Mecbur iseniz;
Sobayı, çadırın en yüksek
noktasının altına kurun.
Soba borularına fazla dirsek
koymadan, tentelere
yaklaştırmadan kullanmaya
çalışınız.
Çadırda çok boru çok problemdir.
Zaten dar olan alanda dolaşırken
çarpma tehlikesi de vardır.
Sobayı kuracağınız noktada,
zeminde yangına karşı yalıtım
yapın, kıvılcımın
sıçrayamayacağı genişçe bir
alanı yanıcı maddelerden
temizledikten sonra sobanızı
kurun.
Çadır içindeki ısıyı yükseltmek
için sobayı, hızlı olarak
yakmayın ısı zaten
kaybolacaktır. En iyi yakış
tarzı az ve devamlı yakmaktır.
İçerideki ısının aynı kalmasına
özen gösterin arka arkaya gelen
sıcak ve soğuktansa devamlı ılık
bir çadır daha iyidir. Bu sayede
çadırda yaşayanların
hastalanmamasını da sağlamış
olursunuz.
Katalitik ve tüplü ısıtıcılar
yanarken uyumayın. Buna
özellikle dikkat edin, tüplü
ısıtıcılar çadırda da
tehlikelidir.
Yanan sobanın yakınında tüp
bulundurmayın.
Çadırda kalabalık yaşıyorsanız
gece gündüz sıra ile bir kişinin
uyanık olarak nöbet beklemesini
sağlayınız. Bu sayede çok soğuk
havalarda sobanızı devamlı
yakabilirsiniz, sobanızın
doğuracağı tehlikelere mani
olabilirsiniz. Söz gelişi uyuyan
birinin ayağının çarpması
yangına sebep olabilir.
Soba seçerken katalitik değil
basit odun sobalarını tercih
edin. Katalitik ve tüplü
ısıtıcılar çadırdaki rutubeti
arttırır. Oysa odun sobaları
rutubeti giderir ve bu tür
sobalarda bir çok malzemeyi
yakacak olarak
kullanabilirsiniz.
Yangına karşı dikkat:
Büyükşehirlerde yaşamak, soba ve
ateşin yangına sebep
olabileceğini çoğumuza
unutturdu. Kalorifer
elbiselerimizi tutuşturmaz,
mermer sehpa üstünde devrilen
mum da yangına sebep olmaz. Oysa
çadırda devrilen mum, sobanın
karşısında unutulan elbiseler
büyük bir yangına yol açabilir.
Unutmayın, naylonlu kumaştan
yapılmış çadırlar bez olanlara
nazaran çok daha çabuk tutuşur
ve yanar.
Bir naylon brandalı çadır
tutuşursa içinden çıkmak için
çok az zamanınız vardır. Hiçbir
eşya almadan çadırdan çıkın.
Tutuşmuş çadırı yere yıkmadan
söndüremezsiniz, önce iplerini
çözüp yere yıkın sonra söndürün.
İpleri çözmek zorsa hemen kesin.
Çadır civarında mutlaka söndürme
suyu bulundurun.
Yağmur
Çadırınızın dış tentesi yok ise
naylondan bir örtü ile
kaplayabilirsiniz. Ancak çadırın
üstüne örttüğünüz naylon hiçbir
şekilde tenteye değmemelidir.
Rüzgâr, güneş, kar ve yağmurdan
etkilenip gevşeyecek böyle bir
örtünün tenteye değmemesi için
arada yeteri kadar boşluk
bulunmalıdır.
Su hendeklerinizi sık, sık
kontrol edin. Tek katlı
çadırlara gelecek yağışlı
havaları düşünerek önceden bir
tente hazırlamak daha iyidir.
Çift tenteli çadırdaysanız iç ve
dış tentelerin birbirine değip
değmediğini kontrol edin.
Çadırın içinden tenteye değen
hiçbir şey olmasın. Tenteye
içerden değen her şey suyu
çadıra alır.
Çadırın tamamen su geçirmez
olması düşünülemez, her çadır
eskidikçe su geçirir. Bunu
düşünerek içeri giren suları
kurutmak için kurulama
bezlerinizi önceden hazır edin.
Çadırın tavanından damlayacak su
çok önemli değildir. Önemli olan
çadırın tabanından su almaması,
yani dışardan gelen sel sularını
almamasıdır.
Deprem Bölgelerinden İzlenimler.
Kızılay'ın ünlü mahruti (Konik)
tip çadırları ilk depremde büyük
eleştiriler almıştı. Özellikle
su geçirdiği söylenerek bu
çadırlar yerden yere vurulmuştu.
Bu halkımızın da basın
mensuplarının da çadırdan
anlamadığını gösteriyordu.
Gönderilmiş yırtık çadırlar
eleştirilmeliydi ama “Mahruti
Çadır su geçiriyor” demek kadar
saçmalık olamazdı. Çünkü bu tip
çadır dünyanın her yerinde hâlâ
kullanılmaktadır. Bu
çadırlardaki eğim, tentesi ne
olursa olsun suyu içeri almaz.
Yanlış yere kurulmasından
dolayı, alttan su girmesi bu
çadırların su geçirdiğini
göstermiyordu. Her çadır bu
durumda su geçirirdi. Bu olay
çadır kurulması gereken yerlerin
bilinmediğinin ve bilmeyenlerin
cahilane yaygarasından ibaretti.
Yine Kızılay'ın mühendis tipi
çadırları da beğenilmedi. Oysa
bu gün kış şartlarında bile
bunların başarılı olduğu
görülüyor. Çadır tipinin
beğenilmemesi ile ateş altına
alınan Kızılay gerekeni yaptı ve
aceleyle yeni çadırlar üretti.
Rutubet pencereleri açmayı
unuttu, büyük çadırlara fermuar
koydu. Tentelerin kumaşlarını
soğuk havada test etmedi. Şimdi
depremzedeler, yırtılmış tenteli
kapısı açık çadırlarda ve
rutubet içindeler. Hiç kimse
düşünmedi. Önceki depremlerdeki
afetzedeler Mahruti çadırlarda
üstelik daha kötü hava
şartlarında yaşayabilmişlerdi.
Şimdi ne değişmişti ki bu
çadırlara saldırılmıştı.
İki küçük olayı nakletmek
istiyorum.
Bir genç kızın çoraplarının
yandığını gördük ve nasıl
olduğunu sorduk.
“Ben ayak parmaklarım üşüdüğünde
kalorifer radyatörlerinin
arasına sokar ısıtırdım. Sabanın
ön kapağından içeri soktum
yandı.” Dedi.
Bir başka kızımız ise Sobanın
küllerini naylon torbaya koyup
torbayı da ahşap zemin üstüne
bıraktı. Ona hiç kimse küllerin
arasında kor olabileceğini,
bunun torbayı, torbanın da ahşap
zemini yakabileceğini
söylememişti. Böyle bir ortamı
daha önce görmemişti.
Çocuk ve gençlerimiz, özellikle
doğal gaz ve kalorifer
çocuklarının çadırlarda ateşe
son derece dikkat etmeleri
gerekmektedir.
Bütün bilgiler pratik yapıldığı
zaman gerçekten öğrenilmiş olur.
Yukarıda yazdıklarımızı fırsat
bulunca pratik olarak denemeye
çalışmalısınız. Önceden tecrübe
edilmiş bilgi sahibi olmak, kötü
durumlarla karşılaşıldığında
paniği önler, soğuk kanlı
olmanızı sağlar.
Bunları öğrenmek için fırsatınız
yok mu?
İyisi mi siz gelin izci olun.
|